DEPREM VE KENTSEL DÖNÜŞÜM SÜRECİ

 Herkese merhaba. Uzun zamandır böyle bir yazı dizisi hazırlamak istiyordum. 2012 yılından beri kendi firmamda ve 2005 yılından beri sektörde olan bir kişi olarak Deprem ve Kentsel Dönüşüm konularında kendimce yaptığım tespitleri paylaşmak, deneyimlerimi ve temennilerimi sizlere iletmek istedim. Nasip bu günlereymiş.

2012 yılında 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu ilk defa yayınlandığında Mesleki olarak yaşadığımız sevinç ve mutluluk tarifsizdi. Çünkü sektörün içinde olan ve 2005 yılından beri 1999 öncesi binalarla ilgilenen birisi olarak biliyorduk ki “Ülkemizdeki bina stokunun büyük bir kısmı RİSKLİ “ idi. Ancak o döneme kadar ancak yeni yapılacak yapılarla ilgilenebilmiş ve mevcut yapılar için kesin ve sürdürülebilir bir çözüm üretilememişti.

Kanunun yayınlanması ile birlikte hemen firmamızın “Lisans Belgesini” alarak hizmet vermeye başladık. İlk yıllarda kanun halkta da cevap bulmuş ve bir çok bina hızlıca yıkılıp yenilenme sürecine girmiştir. Hatta o dönemin ekonomik şartları o kadar iyiydi ki bazı kişiler acil bir durum olmamasına karşın bile binalarını yenilemeye başlamıştır. %0.66 dan faizler ile inşaat yapılabilir hak tabiri ile “Alan mutlu satan mutlu” idi. Ancak yıllar ilerledikçe yaşanan Covit salgını ve peşinden gelen ekonomik sıkıntılar ile günümüzde inşaat sektörü ciddi bir yara almıştır. Yeni inşaat yapım ve satım maliyet ile fiyatları arasında ki fark, banka faiz oranlarındaki yüksek rakamlar ve arz talep dengesindeki bozulmalar tüm sektörü etkilemiştir. Zaman geçtikçe Deprem Risk azalmamakta hatta bir sapanın bir okun yayının gerilmesi gibi deprem sürekli enerji biriktirmektedir. Ülkemizin ne kadar aktif bir deprem kuşağında olduğu yaşanan <3 Mw depremlerden de görülmektedir. Akdeniz ve Ege başta olmak üzere ülkemizin birçok noktasında ufak depremler meydana gelmektedir.

Bu tüm olumsuzluklar içinde eski, ekonomik ömrünü tamamlamış, belli bir proje ve hesap ile tasarlanmamış mühendislik hizmeti görmemiş, beton kalitesi ve donatı miktarı ile günümüz yaklaşımlarına uzak binalar halen varlığını devam ettirmektedir.

 

YAPILMASI GEREKENLER:

 Yukarıda saydığımız tüm olumsuzluklarla birlikte halen yapı stokumuz RİSKLİ yapılardan oluşan büyük bir kısmı kullanımdadır. İşin kötü tarafı bir çok vatandaşımızda bunun farkında olup bu durumu kabullenmiştir. Ülkemiz ve büyük şehirler için hazırlanan Deprem Simülasyonları ve Deprem Raporları dikkate alındığında yıkım, maddi kayıplar ve ölümler ciddi boyutlara ulaşacaktır.

Bu durumda yapılması gereken en büyük hizmet sürdürülebilir, ekonomik değişimlerden en az etkilenen ve vatandaşın bu süreci tek başına yada devlet kaynakları ile yürütebileceği bir model oluşturmaktır. Bu süreçte öz kaynakların yaratılması ve sadece bu sürece aktarılması da önemlidir.

–         Tüm şehir sorunlarını içeren yeni imar planları ve plan notları hali hazırdaki imar şartları dikkate alınarak en az vatandaşın mağdur olacağı biçimde yenilenmelidir.

–         Finansman ihtiyacı için vatandaşlara uygun faizlerde krediler verilmelidir. Bu faizler asgari ücretlinin bile kolayca ödeyebileceği mertebede olmalıdır.

–         Bazı bölgelerde ada bazlı toplu konut projeleri üretilerek devlet ve özel sektör işbirliğiyle kent ve yaşam sorunlarını da çözecek yaşam olanları ve konutlar oluşturulmalıdır.

Umarım en kısa zamanda sekteye uğrayan bu Kentsel Dönüşüm süreci eski günlerine kavuşur ve ülkemizdeki 1999 öncesi ve Riskli yapı stokumuz günümüz teknoloji mühendislik yaklaşımları ve mühendislik hizmetlerine uyan çevre ve imar ile uyumlu şehirler haline geliriz.

 

Özcan ÖZ
İnş. Yük. Mühendisi
(DİPU Kentsel Dönüşüm)